|
Tıp alanında yapılan son araştırmalar, zamanında alınacak önlemlerle, kendimizi, bir çok hastalıktan koruyabileceğimizi göstermektedir. Bu gelişmeler, dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi, ülkemizde de sağlık felsefesinde değişikliklere sebep olmuş ve “tedavi edici hekimlik” anlayışı yerini “önleyici hekimlik” anlayışına bırakmaya başlamıştır.
Önceleri “sağlığımızdan doktorumuz sorumludur” kanaati hâkimken, önleyici hekimlikte, “sağlığımızdan öncelikle kendimiz sorumluyuz” görüşü hâkimdir. Doktorumuz ise, sağlığımızı korumak için neler yapmamız gerektiği konusunda yol gösterir. Doğru beslenmemizden kaliteli uyumamıza; düzenli spor alışkanlığımızdan stres kontrolümüze kadar, hayatımızın her alanını planlamamıza yardımcı olur. Hastalandığımızda da tedavimizi düzenler ve takip eder. Moda tabirle, doktorumuz bizim “sağlık koçu”muzdur.
Şunu demek istiyorum: Sağlığımızı korumak kendi elimizdedir. Sağlığımızı aşağıda sıralayacağım esasları dikkate alarak planlar ve bunlara uygun bir hayat sürersek, ömür boyu sağlıklı yaşayabiliriz.
Sağlığımızı planlarken yapmamız gereken ilk şey, kendimize bir “danışman hekim” bulmaktır. Doktorumuz mutlaka, güveneceğimiz, günün her saati rahatlıkla ulaşabileceğimiz biri olmalıdır. Kendimizin ve ailemizin sağlık bilgilerini dosyalamalı, yapılması gereken kontrollerimizi hatırlatmalı, aşılarımızı planlamalıdır. Acil durumlarda ne yapacağımızı bildirmeli ve yanımızda olmalıdır. İhtiyaç duyduğumuzda, zaman kaybetmeden, diğer branşlarla irtibatımızı sağlamalı, cerrahi müdahaleler gerektiğinde en uygun hekim ve hastaneyi bulmamıza yardım etmelidir. Hasta haklarından istifade etmemizi sağlamalı, gereksiz zaman ve para kaybımızı önlememize yardım etmelidir. Özetle, bugünkü sağlık sistemimizin karmaşası içinde kaybolmamızı engelleyerek bize özel bir sağlık hizmeti almamızı sağlamalıdır.
Kendimize bir danışman hekim bulduktan sonra planlamamız ve uygulamamız gereken diğer hususlar şunlardır:
Genetik yapımızı öğrenelim ve sağlık kontrolünden geçelim. Ailemizin sağlık geçmişinde ne tür hastalıklar vardır? Bunların bilinmesi, gerekli önlemleri almak için şarttır. Mesela, şeker hastalığı sık görülen bir durum ise, bizim de diyabet hastası olma ihtimalimiz yüksek demektir. Bunu bilirsek, zamanında önlem alabilir ve bu hastalığa yakalanma riskimizi azaltabiliriz. Ayrıca danışman hekimimiz öncülüğünde yaptıracağımız düzenli check-uplar sayesinde hastalık risklerimizi belirleyebilir ve hayatımızı ona göre düzenleyebiliriz.
Doğru beslenelim. Sağlığımız beslenmemizle yakından ilişkilidir. Sağlığımızın bozulmasının en önemli sebebi, beslenme anlayışımızın, beslenme kültürümüzün bozulmasıdır. Yanlış beslenme sonucu kanser, kalp-damar hastalıkları, tansiyon, şeker hastalığı, bazı romatizmal hastalıklar, cilt hastalıkları, alerjik hastalıklar ve bazı psikolojik sorunlara adeta davetiye çıkarıyoruz. Doğru beslenerek tüm bu hastalıklara yakalanma riskimizi azaltabilir, kontrol altında tutabiliriz.
Düzenli spor yapalım. Değişen hayat şartları ve teknolojik ilerlemelerle birlikte çok hareketsiz bir hayat sürmeye başladık. Bu da bir çok hastalığın ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor. Kemik erimesi, kalp-damar hastalıkları, bazı kanser türleri ve şişmanlık bunlardan bazılarıdır. Günlük hayatımızda hareketimizi artırmalıyız. Mesela asansör yerine merdivenleri kullanmalı, alışverişe arabayla değil yürüyerek gitmeliyiz. İlaveten, spor merkezlerinde uzmanlar kontrolünde, düzenli egzersiz yapabiliriz. Ya da en kolayı, çoğumuzun yaptığı gibi, düzenli olarak yürüyebiliriz.
Stresimizi kontrol altında tutalım. Stres, vücudumuzdaki stres hormonlarını tetikliyor. Bu da erken yaşlandırıyor, tansiyonumuzu yükseltiyor, cildimizi bozuyor, saçlarımızı döküyor vs. Aslında sıfır stres mümkün değil. Önemli olan stresimizi bize zarar vermeyecek bir noktada tutabilmeyi öğrenmektir.
Sigaraya Hayır! Sağlıklı kalmanın önemli yollarından biri de, zararlı unsurlarla mücadele etmektir. Sigara da sağlığımızı tehdit eden en zararlı maddelerdendir. Zararları, özellikle akciğerlerimizde oluşturduğu tahribat herkesçe biliniyor. Sigarayla mücadele etmemiz ve “hayır” dememiz gerekir.
Kaliteli ve yeterli uyuyalım. Uyku, vücudumuzun bedensel ve ruhsal dinlenme anıdır. Yaşa ve cinsiyete göre değişmekle beraber, genellikle yedi-sekiz saatlik bir uyku yeterlidir. Eğer yeteri kadar ve kaliteli uyumazsak, vücudumuz kendi kendini onarma ve yenileme konusunda zaafa uğrayacaktır. Bu da hastalıkların oluşmasını kolaylaştırabilir.
Yalnızlıktan kurtulmalı ve etrafımızla barışık olmalıyız. Modern insanın en temel sorunlarından biri yalnızlıktır. Yalnızlaşmak, bedensel ve ruhsal bir çok hastalığa zemin hazırlıyor. Ailemizle, akrabamızla, arkadaş ve komşularımızla iyi ilişkiler içinde olmalıyız. Yardımlaşmalı, insanların iyilik ve mutluluğu için çalışmalıyız. Etrafıyla, komşusuyla, iş arkadaşıyla barışık olan insan daha mutlu, huzurlu ve daha sağlıklı olabiliyor.
Görüldüğü gibi, sıraladığımız hususlara dikkat etmek, hayatımızı buna göre düzenleyip yaşamak hiç de zor değil. Yani, sağlığımızı korumak, büyük ölçüde kendi elimizdedir. Öncelikle yapmamız gereken, bize bu konuda yardım ve rehberlik edecek doğru bir“danışman hekim” bulmaktır. Hepimiz, mali işlerde, hukukî konularda ve emlak meselelerinde bir danışmana sahibiz. Ama kaçımızın sağlığı ile ilgili konuları danıştığı bir hekimi var?
Mesleğe başladığım ilk günden beri, önleyici hekimlik anlayışıyla çalıştım. Sabes Tıp Merkezi’ndeki sağlık hizmetlerinde de daima, önleyici tıbbın temelini oluşturan “danışman hekimlik” sistemini yerleştirmeye gayret ettim. Sisteme dâhil olan birçok hastamıza yardımcı olduk ve olmaya devam ediyoruz. Uygulamanın yaygınlaşması için, toplumumuzun önleyici tıp konusunda bilgilendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu amaçla, çeşitli yerlerde seminerler veriyor, halkımızı, hasta olmadan sağlıklarını korumak için yapacakları konusunda bilinçlendirmeye çalışıyorum.
Ömür boyu sağlıklı olmanız temennisiyle.
Dr.Özer ODABAŞI
|